Anasayfa » Sağlık

Sağlık kategorisindeki yazılar

Sağlık »

[31 Eki 2008 | Yorum Yok | ]
Balgam

Balgamın Tanımı : (Sputum)Üst solunum yollarında biriken salgıların zaman zaman sümüksü bir kitle halinde dışarı atılmasıdır.

Nedenleri : Balgam atılması süreklilik taşımıyorsa ve bir hastalığa bağlı değilse üst solunum yollarının rahatlaması için gereklidir. Ancak süreklilik taşıyorsa ve yanında diğer belirtiler var ise ( ateş, mide bulantısı, kusma isteği vb.) üst solunum yollarındaki veya akciğerdeki bir enfeksiyonun neden olduğu düşünülebilir. Bunun yanında balgamın rengi de rahatsızlık hakkında bilgiler verebilir.

Sigara kullananlarda balgam çok sık rastlanan bir rahatsızlıktır. Bunun için sigarayı bırakmak ve akciğerleri balgamdan temizlemek gerekir. Sigarayı bıraktıktan sonra bile balgamın tamamen temizlenmesi uzun zaman alacaktır.

ÖNERİLER

*Bir litre suyun içine 4 adet kuru incir ve bir kahve kaşığı meyan kökü katılıp kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde üç öğün kullanılır.

*Bir fincan kaynar suyun içine bir çay kaşığı ince kıyılmış sinirli yaprak otu katılıp demlenmesinin ardından içilir.

*Bir litre suyun bir yemek kaşığı civanperçemi katılıp kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde üç öğün ikişer yemek kaşığı içilir.

*Bir tatlı kaşığı toz zencefilin içine bir çay kaşığı bal ve yarım çay kaşığından biraz daha az tuz katılıp karıştırılarak yutulur.

*Bir litre suyun bir yemek kaşığı ısırgan tohumu katılıp kaynatıldıktan sonra süzülerek iki çorba kaşığı süzme bal ile karıştırılır. Sabahları aç karnına ve akşamları yatmadan önce birer çay fincanı içilir.

*Bir fincan kaynar suyun içine bir çay kaşığı karabaş otu katılıp demlenmesinin ardından süzme bal ile tatlandırılarak içilir.

Devamını Oku »

Sağlık »

[31 Eki 2008 | Yorum Yok | ]
İbrahim Saraçoğlu boy uzatma kürü

Öncelikle İbrahim SARAÇOGLU Kimdir Tanıyalım;

1949 doğumlu Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, Üniversitede tahsil ettiği kimya eğitiminin sonrasında, Avusturya Graz Teknik Üniversitesi’nde doktora yapmıştır.

1987′de doçent ve ardından 1994 yılında da profesör olan İbrahim Saraçoğlu, Karl Franz ve Viyana Teknik üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak görev almıştır.

Bitkisel tedavilerle ilgili araştırmalarını “Bitkisel Sağlık Rehberi ” adlı kitabında yayınlamıştır.

Boy uzatmak için uygulanacak boy uzatma kürü yaşları 12 ile 22 arasındaki gençler için geçerlidir. Boy uzatmanın yaşa göre uzatılabilme ortalaması aşağıda belirtilmiştir. Boy uzatmanın üst sınır yaşı 22 dir. Boy uzatma kürü 6 ay ile 2 yıl uygulanabilir.

Boy uzatma kürü ile ortalama yaş dağılımı

Yaş aralığı Ortalama uzama [cm] 21 yaşa kadar
12 - 14 9 - 7
14 – 15 7 – 6
16 – 17 6 – 5
18 – 19 5 – 4
20 – 21 4 – 3
21 – 22 2 – 1

Bu Boy uzatma kürünün uygulamasında iki kural vardır.

1. kural, haftada 2-3 kez çarşıdan sizin alacağınız bir besinin 15-20 gr lık porsiyonlar halinde tüketilmesi gerekir.Tüketmeniz gereken bu besin bir balık türüdür.

2. kural ise, hiç bir yan tesiri olmayan bitkisel bir çayın 6 ay müddetle haftada 1 kere demlenip içilmesi gerekiyor.

Not: Önerilen besin maddesi ve bitkisel çay hormon içermemektedir.

Boy uzatma kürünün satış fiyatı 250 YTL. olarak belirlenmiş.

Konu ve kür hakkından Daha geniş bilgi almak ve sipariş vermek için için dilerseniz Prof. Dr ibrahim saraçoğlu’nun sitesini ziyaret ediniz. Veya doğrudan “sipariş” bölümünden  sipariş edebilirsiniz.

Devamını Oku »

Sağlık »

[19 Eki 2008 | Yorum Yok | ]
Epilepsi hastalığı nedir?

Halk arasında ’sara’ olarak bilinen epilepsi hastalığı, tekrar eden nöbetler ile kendini gösteren ve genellikle geçici bilinç kayıplarına sebep olan bir durum.

1- Epilepsi nedir?

Beynin fonksiyonel ünitesi nöronlardır (sinir hücresi). Hücredeki iletim, sinir lifi boyunca elektriksel olarak gerçekleştirilir. Bu uyarım sodyum, potasyum, klor gibi elektrik yüklü olan iyonlar aracılığıyla ayarlanır. Nöronların gerektiği kadar uyarılmaları, gerektiğinde baskılanmaları ince birtakım ayarları gerektirir. Tüm bu ayarlama (uyarılma-baskılanma; eksitasyon-inhibisyon) yine elektriksel ve kimyasal yollarla yapılabilmektedir. Bu dengenin bozulması kabaca epilepsinin altında yatan temel faktördür.

2) Sebepleri neler?

Doğumda meydana gelen zararlar, merkezî sinir sistemi enfeksiyonları (menenjit, vb.) önemli sebeplerdir. Daha ileri yaşlarda ise beyin tümörleri, beyin damar hastalıkları, kafa travmaları önemli sebepler arasında yer alır. İrsi epilepsiler ise genellikle genç yaşlarda başlar ve epilepsilerin sadece bir kısmından sorumludur.

3) Genetik bir hastalık mıdır?

Epilepsi, hastaların küçük bir kısmında genetik özellik gösterir.

4) Nöbetlerin görünümü nasıl?

En bilineni ve en ürkütücü olanı büyük nöbet olarak tanımlayabileceğimiz nöbettir. Hasta aniden yere düşer, tüm vücut kasılır ve çırpınmalar olur. Şuursuzdur. Bu esnada dilini ısırabilir. Çoğu epilepsi nöbeti 1-2 dakikadan fazla sürmez. Ancak bu tür bir nöbetin ardından hasta uzunca bir süre kendine gelemez ve uyur. Baş ağrısı, kas ağrısı yaşayabilir. Sadece 10-20 sn. süreli dalma tarzında nöbetler olabileceği gibi, kol ya da bacaklarda anlık atmalar tarzında nöbetler de olabilir. Bazı dalma nöbetleri ebeveyn tarafından fark edilemeyebilir ve okul başarısında düşme nedeniyle öğretmen tarafından fark edilir.

5) Teşhis nasıl konulur? (more…)

Devamını Oku »

Sağlık »

[8 Eki 2008 | Yorum Yok | ]
Hamilelikte neden mide bulanır?

Hamilelik, anne adayına mutluluğun yanısıra pek çok sıkıntı da verebiliyor. Anne adayı hamilelik döneminde hormonlardaki artış nedeniyle baş ağrısı, bulantı, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve lekeler gibi birçok sıkıntı yaşayabiliyor. Anne adayının kendi kendine “nasıl doğum yapacağım?’, ‘bebeğim normal olacak mı?’, ‘vücudumun fizyolojik ve biyolojik yapısı nasıl değişecek?” gibi sorularla strese girdiğini belirten uzmanlar, merak edilen bu soruların zamanla kaygı haline geldiğini söylüyor.

Bu tür kaygıların hamileliğin üçüncü ayına dek sürdüğünü, bu sıkıntıların anne adayının yaşadığı fiziksel değişimlerin bir yansıması olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Op. Dr. Nagihan Güler’e göre üçüncü ay biter bitmez kaygıların hepsi azalıyor ve anne adayı rahatlıyor. Hamilelerin çoğunun kabızlıktan şikayet ettiğini anlatan Dr. Güler, anne adaylarının yaşadığı sıkıntıları şöyle dile getirdi: “Kabızlık artışı bağırsak kasılmalarını engellemektedir. Bir diğeri ise hamilelik nedeniyle salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının etkisiyle bağırsağın anestezik etki göstermesidir. Anne adayında sistematik bir bulantı meydana gelmez. Bazı kadınlarda günlük kusmalara neden olabilecek şekilde öneme sahiptir. Diğer taraftan kadınlar hasta olmaksızın yemek kokularından nefret ederler. Hamileliğin üçüncü ayının sonunda genel olarak bu belirtiler ortadan kalkar. Bu rahatsızlıkların sebebi ‘plasenta’nın üretmiş olduğu olağanüstü miktarda östrojen hormonuna midenin toleransının yetersiz oluşudur. Hamileler bulantıları azaltmak için yataktan hızla kalkmaktan kaçınmalıdır. Bulantı anında birkaç dakika uzanıp bir bardak su içmek ve sonra ayağa kalkmak gerekir. Bulantılara karşı daha iyi mücadele etmek için her gün iyi dengelenmiş dört öğün beslenilmelidir. Bazen, ilk üç aylık dönemde bulantılara yoğun bir şekilde salya salgılama eşlik eder. Fakat çoğu zaman salya salgılama adetin gecikmesinden sonra üç hafta içinde başlar ve hamileliğin sonuna kadar sürer.”

Baş ağrılarının hamileliğin ilk dönemlerinde kan akışındaki değişiklikler sonucunda bir çeşit kan basıncına bağlı olarak meydana geldiğini vurgulayan Op. Dr. Nagihan Güler, stresten kaynaklanan sızının beyin bölgesindeki kasların kasılmasını artırdığını ve anne adayının kendisini yorgun hissettiğini söyledi. Dr. Güler; “Anne adaylarının alın ve yanak civarında oluşabilen sütlü kahve renginde lekelerdir. Hamileliğin son dönemlerinde midede bulunan birtakım asitler yeterince boşalmazlar. Bu asitler midede hareket ederler ve ileriye doğru eğildiğiniz zaman ya da yatar durumda olduğunuz zaman etkilerini gösterirler ve boğaz bitimine kadar yükselir. Hamileler önlem olarak akşam yemeğini uyumadan önce erken bir saatte yemelidir. Yemekler günde dört, beş öğün şeklinde bölümlere ayrılmalı ve özellikle asitli yiyeceklerden (sirke, domates, turunçgiller) uzak durulmalıdır. Bacak ağrısı ve bileklerde ödem oluştuğunda acıları dindirmek için mümkün olan sıklıkla dinlenilmeli, yatakta ayaklar yükseltilmeli, bacaklar soğuk suyla yıkanmalı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Baygınlık geçirmek ve soğuk ter dökmek gibi bulgular kan yoğunluğunun artışına ve kalbin atış hızına bağlı olarak ortaya çıkar. Fenalaşma durumunda, kanın baş kısmına doğru akması için uzanmak ve bacakları yükseltmek gerekir. Eğer bir kötüleşme hissedilirse karnın alt kısmındaki toplardamarın yapabileceği baskıdan rahmi uzak tutmak için sol tarafa doğru sırt üstü uzanılmalıdır” diye konuştu.

Devamını Oku »

Sağlık »

[21 Eyl 2008 | Yorum Yok | ]

Besinlerin kalori değerleri aşağıdaki tabloda verilmiştir. Günlük harcadığınız kalorileri bu cetvel yardımıyla hesaplayabilirsiniz ve yiyeceklerinizi besin kalori miktarlarına göre belirleyebilirsiniz. (more…)

Devamını Oku »

Sağlık »

[20 Eyl 2008 | Yorum Yok | ]

Sigarayı bırakmak istiyorsunuz ama bir türlü bırakamıyorsunuz. İşe sigara içmeyi azaltarak başlayabilirsiniz. İsteyerek ve istemdışı olarak sigarayı azaltabilir ve tamamen bırakabilirsiniz. Ben bu yöntemi denedim ve başarılı oldum ve beni örnek alan arkadaslarımda denedi bir kaçı başarılı oldu en önemlisi irade, iradeli degilseniz boşa ugraşmayın derim….

  • Öncelikle sigarayı birer paket birer paket alın. Yedek paket veya kartonla sigara almayı bırakın.
  • Herzaman kullandığınız markayı değilde size tadı nispeten daha kötü gelen bir markayı alın. Bu işinizi kolaylaştıracaktır.
  • Sigara içmek istediğinizde bunu biraz geciktirin. Her sigarayı bir saat geciktirmeniz günlük içtiğiniz sigara sayısını düşürecektir.
  • Sigarayı bitmeden söndürün. Hatta yarım yarım için.
  • Sigara içmek için farklı bir oda kullanın. Hatta orada olmaktan memnun olmadığınız bir yerde sigara için.
  • Sigara paketini kolay ulaşabileceğiniz bir yere veya sürekli koyduğunz cebinize koymayın. Ters taraftaki cebinize, kullanmadığınız bir çekmeceye veya uzak bir yere koyun. Böylece her bilinçdışı sigara yakmak istediğinizde, farkına varırsınız.
  • Kül tablanızı sık boşaltmayın. Hergün ne kadar sigara içtiğinizi kül tablasından görün.
  • Alternatif şeyler kullanın, sigara içmek aklınıza geldiğinde su veya meyve suyu için, birşeyler yeyin.
  • Sigarayı azaltmak bırakmak demek değildir. Bu nedenle bırakmak için kendinize bir tarih belirleyin.
Devamını Oku »

Sağlık »

[20 Eyl 2008 | 1 Yorum | ]

Şikayetçi olduğumuz konulardan biri olan ağız kokusu hakkında

Ağzınızın kokup kokmadığını tespit etmeniz zor değil, eşinize dostunuza sorarak bile koku olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Ancak net bir sonuç alabilmek için hekimler bazı cihazlardan destek alırlar. Bu iş için geliştirilmiş gaz kromatograflar ve özel sülfit monitörleri var. Bunlar nefesin yapısını kesin olarak gösterebiliyorlar. (more…)

Devamını Oku »

Sağlık »

[20 Eyl 2008 | Yorum Yok | ]

Saç dökülmesi belli bir oranda tıbbi açıdan normaldir. Her gün yaklaşık 50 ile 100 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Saçların bunun üzerinde dökülmesi normal değildir. Dökülen saç tellerinizin sayısını bilemezsiniz elbet fakat tarakta, lavaboda biriken, kıyafetlerinizin üzerinde görülen saç tellerinden saçlarınızın normalin üzerinde döküldüğünü anlayabilirsiniz. (more…)

Devamını Oku »

Sağlık »

[16 Ağu 2008 | Yorum Yok | ]

Şekerli gıda alındıktan sonra yenilecek bir parça peynirin, şekerin dişleri çürütme etkisini giderme açısından son derece önemli olduğu bildirildi.

Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Murat Akkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle şekerli ve asitli gıdalar ile dişler üzerine yapışıp kalan, kolay temizlenemeyen maddelerin diş sağlığı için sakıncalı olduğunu belirtti.

Bunları tamamen kesmek yerine belirli bir düzen içinde tüketmenin daha doğru olacağına dikkati çeken Akkaya, şekerli, yapışkan ya da asitli gıdaların 3 ana öğün içinde tüketilmesini önerdi.

Öğün aralarında elma, havuç gibi sert, dişleri temizleyecek, ancak dişlere zarar vermeyecek gıdalar yenilmesi gerektiğini vurgulayan Akkaya, şöyle konuştu:

”Şekerli, yapışkan gıda yendikten sonra dişlerin fırçalanması mümkün değilse, ağız suyla çalkalanmalı ya da bir bardak su içilmelidir. Yine şekerli gıda yenildikten sonra ağza atılacak bir parça peynir, şekerin dişi çürütme etkisini gidermesi açısından son derece önemlidir. Diş sağlığındaki önemi açısından peynir, özellikle şekerli gıda tüketimi sonrası şiddetle tavsiye edilen bir besindir. Yer fıstığı da içeriğindeki fosfat nedeniyle çerez türü yiyecekler arasında diş dostu olarak nitelendirilen bir besindir. Rafine edilmemiş hububat (beyaz undan yapılmış ekmek yerine kepekli esmer ekmek) diş sağlığı açısından tercih edilmelidir.”

-ÜLKEMİZDE DİŞ ÇÜRÜĞÜ ORANI YÜKSEK-

Diş çürüğünün Türkiye’de gelişmiş ülkelere oranla daha fazla görüldüğüne işaret eden Akkaya, şu bilgileri verdi:

”Özellikle Türkiye gibi koruyucu ağız diş sağlığı programı olmayan ülkelerde diş çürüğü ve çürüğe bağlı diş kayıplarının çok fazladır. Bunun nedeni, hem küçük yaşlardan itibaren başlaması gereken koruyucu programlarının uygulanmaması hem de günümüzde hazır gıda endüstrisinin gelişmesiyle birlikte çürük oluşturacak yiyecek ve içeceklerin tüketiminin artması, beslenme alışkanlıklarının değişmesidir. Eski insanlar sert gıdalarla beslendikleri için doğal yollarla dişlerde bir temizlik sağlanırdı. Bisküvi, şeker, çikolata, gazlı içecek gibi her an elimizin altında olan bu gıda maddeleri dişlerin üzerine yapışıp kalan ve asit oluşturan maddeler oldukları için ağız bakımı bilincinin yetersizliğiyle birlikte günümüzde diş çürüğü artışının başlıca sorumluları olarak kabul ediliyorlar.”

Diş dostu olarak kabul edilen gıda maddelerinin başında proteinler ile taze sebze ve meyvelerin geldiğini belirten Akkaya, vücudun temel yapı taşını oluşturan bu maddelerin dişlerin gelişimi sırasında mutlaka tüketilmesi gereken gıda maddeleri olduğunu sözleri ekledi.

Devamını Oku »

Sağlık »

[16 Ağu 2008 | Yorum Yok | ]

Güney Kaliforniya Üniversitesi doktorlarından ve mucidi olduğu Revivogen adlı losyonla birçok Hollywood yıldızının saç dökülmesi sorununa çare bulan ünlü dermatolog Dr. Alex Khadavi, saç dökülmesinin %95’inin genetik olduğunu belirtti.

Özel Bir Teknolojiyle Saç Köklerine İnmeyi Başardılar

Genetik kaynaklı saç dökülmeleri için özel olarak Revivogen saç bakım losyonunu ürettiklerini belirten Khadavi ve ekibi, piyasada çare olarak sunulan ve her yıl milyonlarca dolar akıtılan birçok ürünün saç diplerine inmede başarısız oldukları için soruna çare olamadığını belirtiyor.  Kullandıkları özel lipozomal teknolojisi sayesinde Revivogen’i saç köküne kadar ulaştırmayı başardıklarını belirten Khadavi, “böylece saçı tekrar uzaması için uyarıyoruz” diye konuştu. Yaptıkları araştırmalarda saç dökülmesini durdurduklarını ve saç miktarını %88’e varan oranlarda artırmayı başardıklarını da belirten ünlü dermatolog, kullandıkları yöntemin dünyada saç dökülmesi problemi yaşayan yüz binlerce insanın umudu olduğunu belirtiyor.

Dengesiz Beslenme Saç Dökülmesine Yol Açmıyor

Stres, yetersiz beslenme ve mevsimsel değişimlerin saç dökülmesine neden olmadığını da belirten Dr. Khadavi, “Dengesiz beslenme saç dökülmesine yol açsaydı sokakta yaşamak zorunda kalan evsizlerin öncelikle saçlarının dökülmesi gerekirdi. Hâlbuki hepsinin çok uzun ve gür saçları var” dedi.

Saç Dökülmesi İle İlgili Yanlış Bildiklerimiz;

Hollywood starlarının doktoru olarak da bilinen Dr. Khadavi, halk arasında saç dökülmesi ile ilgili yanlış bilinenlere de açıklık getirdi.

- Jöle kullanmak saç dökmüyor. Sadece saçın yıpranmasına neden oluyor.
- Mevsimsel saç dökülmesi diye bir şey yok.
- Yetersiz beslenme kel almaya neden olmuyor.
- Şapka kullanmanın saç dökülmesi ile ilgili hiçbir ilgisi yok
- Saç dökülmesinin neden %95 oranında genetik. Bu gen babadan olduğu kadar anneden de çocuğa geçebiliyor.
- Saç dökülmesi %5 oranında kullanılan ağır ilaçlara, yaşanılan çok ağır depresyonlara bağlı. Bu tür saç dökülmesinde de saç tekrar çıkabiliyor.

Devamını Oku »

Site Map